29 Nisan 2026 Çarşamba

Kelimelere Sığınan Bir Ruh

Bazı insanlar evlere sığınır, bazıları kollara, bazıları uzak şehirlere. Ben kelimelere sığındım.
Çünkü hayat, bana uzun zamandır sert konuşuyordu. İnsanlar aceleyle gelip aceleyle gidiyor, verilen sözler en zayıf yerinden kırılıyor, sevilmek bile bazen insanın omzunda ağır bir yük gibi duruyordu. Ben ise bütün bunların ortasında, sesimi çıkaramayan bir kalp taşıyordum.
Ne zaman dünya üstüme gelse, bir defter açtım. Ne zaman içimde anlatamadığım bir şey büyüse, bir cümle kurdum. Kimsenin duymadığı çığlıklarımı satır aralarına bıraktım. Gözyaşlarımı mürekkebe karıştırdım belki de.
İnsan konuşamadığı şeyleri yazar.
Ben de öyle yaptım.
Kırıldığımda yazdım. Sevildiğime inanıp aldatıldığımda yazdım. Kalabalıkların ortasında kendimi unutup eve döndüğüm gecelerde yazdım. Penceremin önünde İstanbul’un ışıklarına bakarken, bu şehrin bile beni tanımadığını düşündüğüm zamanlarda yazdım.
Çünkü kelimeler yargılamıyordu. Yarım bırakmıyordu. Gitmiyordu.
İnsanlara anlatınca küçümsenen acılar, kâğıdın üzerinde ciddiye alınıyordu. İçimde darmadağın duran ne varsa, cümle olunca daha derli toplu görünüyordu. Belki iyileşmiyordum ama dağılmıyordum da.
Bazen düşünüyorum; beni hayatta tutan şey sevgi mi, umut mu, alışkanlık mı bilmiyorum. Ama yazmak… Yazmak kesinlikle onlardan biri.
Bazı geceler herkes uyurken ben eski yaralarımı yoklarım. Sonra bir kelime gelir, ardından bir diğeri. Sanki içimde karanlıkta kalmış bir oda yavaşça aydınlanır. İşte o an anlarım: İnsan bazen kendi yarasına kendi eliyle merhem olur.
Ben güçlü biri değilim belki. Hatta çoğu zaman kırılgan, yorgun ve fazla hassasım. Ama kelimelerle kurduğum küçük dünya hâlâ ayakta.
Ve ben, ne zaman hayata sığamasam, dönüp yine oraya giriyorum.
Çünkü bazı ruhların evi yoktur.
Onların yuvası kelimelerdir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder